25 Temmuz 2012 Çarşamba

Londra 2012'ye Doğru - Erkekler Tenis

2012 Londra resmi olarak başlamasa da kadınlar futbol maçları için start bugün verildi. Ben de ilgi alanlarımdan olan tenisi ele almak istiyorum.Tenis bildiğiniz üzere momentumun , dönemsel formun çok önemli  olduğu bir spor. Kadın tenisinde bu gün be gün hatta oyundan oyuna bile değişebilmekte iken erkek tenisinde istikrar biraz daha hakim olaya.
2008 Pekin'e giderken Rafael Nadal tenis tarihinin en büyük dominasyonlarından birini sergiliyordu.  Toprakta her zaman iyi olan Rafa , Roland Garros sonrası Wimbledon'da izlediğim en iyi tenis maçında Roger Federer'i 5 sette mağlup etmişti. Rafa finalde Federer ile karşılaşıp onu mağlup ettiğinde Federer'in kariyerinde ulaşamadığı tek başarıya ulaşmakla kalmayıp onu 237 haftadır oturduğu ATP 1 numara koltuğundan da ediyordu. O tarihten sonra Federer 2009 yılını çok çok iyi geçirip Nadal'ın sakatlığında Roland Garros + Wimbledon ikilisini kazanmıştı. 2010 Avustralya ardından ise büyük bir düşüş baş gösterdi kariyerinde. Artık Federer bitiyor mu denilmişti ki kendisi 2012 Wimbledon'da yine Nadal ile karşılaşmadan turnuvayı kazanmayı başardı. Bunu yaparken  de 2008 Nadal dominasyonundan daha büyüğünü gösteren Novak Djokovic'i mağlup etti.Wimbledon'ı kazanmasıyla 2008 yılında bıraktığı 1 numarayı da geri almıştı Federer.

Novak Djokovic ise 2011 yılında mükemmel bir sezon geçirdi. Roland Garros dışında kalan 3 büyük turnuvayı kazanmasından daha önemlisi , rakiplerinin hepsinden üstün olarak ve kortta yıldırararak mağlup etmesi , bu süreçte hiç sakatlanmaması idi. 2012 yılında ise beklenen performansı sergileyemedi ve Roland Garros ardından 1 numarayı Rafael Nadal'a bıraktı. Wimbledon'da Nadal elenince acaba Federer'in ardından iki yıl üst üste kazanan bir oyuncu çıkar mı dedik ama yarı finalde Federer karşısında mağlup oldu. Bu rakamsal ve istatistiksel verileri verdiğim iki oyuncunun yanı sıra bir de Andy Murray gerçeği var. Belki de kendisinden sıralama olarak yukarıda bulunan üç oyuncudan da daha yetenekli bir adam Andy. Ancak teniste fiziksel yetenek kadar mental dayanıklılık ve sürekliliğin önemli olduğundan bahsetmiştim , Murray hep bu konuda sınıfta kalıyor. Bu sene Wimbledon'da final oynayarak Britanya'yı heyecanlandıran Murray bu Olimpiyatlar'ı kazanırsa kimse şaşırmasın.

Benim için Nadal'ın çekilmesi çok sevindirici oldu çünkü iki altın üst üste kazanan bir adam görmek istemiyorum. Gönlüm kariyerinde kazanamadığı tek şey olan Olimpiyat Altın Madalyası'nı kazanan bir Roger Federer görmek .  64 oyuncunun katıldığı bu devasa organizasyona All England Club yetkilileri o sahaları nasıl yetiştirecek bence en büyük soru işareti burada. Atletizm, basketbol , voleybol ile olimpiyat keyifinde diğer yazılarda turnuvanın gidişatı ve maçlar üzerine değerlendirmelerde de bulunmak üzere diyelim.

22 Temmuz 2012 Pazar

Karşıyaka'da Seçim Süreci

Karşıyaka Spor Kulübü'nde bu sene bir ilk gerçekleşti. Bildiğiniz üzere kulübün en büyük sponsoru ve onursal başkanı Selçuk Yaşar.Holdinginin basketbola ve futbola verdiği destekler  de kulübün bu günlere kadar ayakta kalmasında en önemli etken. 55 yıldır maddi olarak destek verdiği kulüpte de birçok şey Selçuk Yaşar'ın istediği şekilde gerçekleşiyor. Yönetim seçimlerinde de bu böyle gelmiş böyle gider derken bu sene işler karıştı. 100. yıl sebebiyle çok pahalı bir kadro kuran , Selçuk Yaşar tarafından görevlendirilmiş yönetim , büyük bir fiyasko sonucu son hafta Gaziantep BŞB maçına küme düşmemek için çıktı.Milan'dan transfer edilen Dominic Adiyiah'ı karşılamaya giden 2000 kişiye sorulsa bu soru , herkes güler geçerdi bu senaryoya ancak olan oldu.
Antep karşısında 0-0 beraberlik ve Giresunspor'un farklı kazanamamasıyla utanç duyarak ligde kalan Karşıyaka'da seçim süreci başlamıştı. Mevcut yönetimin olağanüstü genel kurul kararı ardından öncelikle kulübe destek veren Karşıyaka Belediyesi "Biz Yokuz" temalı açıklamasıyla önümüzdeki dönemde Karşıyaka Spor Kulübü'ne destek vermeyeceğini açıklamıştı. Ardındna Yaşar Holding'te "Biz de Yokuz" açıklamasıyla işler iyice sarpa sarmıştı ki o sırada Cihan Büyükoral , başkan adaylığını açıkladı.Kongreye gidildiğinde ise Yaşar Holding ve Belediye desteğini almayı başaran Azat Yeşil ile Cihan Büyükoral  iki adaylı listeyi oluşturdular.Taraftar grubu Çarşı'nın desteğiyle Cihan Büyükoral seçimi kazandı  , kazanırken de ben Yaşar Holding'i istemiyorum , sponsorlar hazır diyerek insanları umutlandırdı.
Seçimlerin ardından geçen ilk haftada önce Hüseyin Hamamcı'nın sportif direktörlüğe , sonra da Yücel İldiz'in teknik direktörlüğe getirilmesiyle kulüpteki heyecan üst seviyeye ulaştı. Herkes acaba gerçekten devrim mi yaptık , başarıyor muyuz derken zaman akıp sponsor görüşmeleri sonuçsuz çıkmaya başlayınca çatırdamalar başladı camia içerisinde. Ancak başkan kendisine ulaşan herkese ve medyaya rahat olun mesajı vermekten geri kalmıyordu. Çarşı grubu ise sessizliğini ise sert şekilde bozdu. Başkan Büyükoral bir gazeteye tam sayfa ilan vererek geçmiş yönetimlerden hesap sorulacağını , taraftarının yanında olmasını istedi. Bunun ardından Çarşı'da "Büyükoral İstifa" diyerek süreci başlattı. Çarşı'nın bu açıklamasının ardından  anlaşılan teknik direktör Yücel İldiz daha takımla bir antremana bile çıkmadan istifasını verdi. O güne kadar içten içe yönetime inanmak isteyen ben de inancımı kaybettim. Yücel İldiz aptal değildir , Karşıyaka'ya gelip kendi ismini lekelemek istemez , açıklamasında da belirttiği gibi" bana vaadedilen iyi niyetli çalışmalar olsa da yerine getirilemediği için istifa ediyorum" diyerek bizi  karanlık günlerin beklediğini söylemişti.
Başkan Büyükoral ise taraftarı ve camiayı biraz oyalama çabalarında gözüküyor. Futbolculara senet yoluyla yapılan sözleşmeler , değerinden fazla ödenmesi vaadedilen miktarlar ve en önemlisi benim Yaşar Holding'e ihtiyacım yok deyip dönüp dolaşıp tekrar onların sponsorluk anlaşmalarına kalmış olması Büyükoral'ın kredisini gözümde bitirmiştir. Bundan sonrası için olacakları diğer yazılarda değerlendiririz. Umarım ben ve benim gibi karamsar düşünen taraftarların korkuları gerçek olmaz.